Çekim Yasasının Kuvvetini Bilseydiniz Duygu, Düşünce ve Sözlerinize Çok Dikkat Ederdiniz!
Kütleler birbirlerini çekerler. Her bir maddeye birim kütle başına çekim kuvveti uygulanır. Böylelikle dünya üzerinde durabiliriz. Çünkü bizi kendine çeker. Bizde aynı şekilde çevremizdeki herşeyi kendimize bir şekilde çekeriz.
Kendinizi mıknatıs gibi düşünebilirsiniz. Bazen devasa bir çekim alanımız bazende çok küçük bir alanı etkileyen elektrik alanımız olur. O andaki duygu ve düşüncelerimiz enerji alanımızın çevrelediği bölgeyi değiştirir. Bize gelen her tür hediye, para ve insan bu çekim alanı etkisine girerek bizi bulmaktadır.
Peki bu mıknatıs nası çalışır? Farkında olsakta olmasakta bilinç altımızda bir makine gibi titreşen isteklerimiz ve arzularımız vardır. Bu şekilde çevremizdeki bir çok olay meydana gelmesini sağlar. Çok şen şakrak ve komik bir mizacımız olduğunda çevremizinde bir şekilde bu tarz insanlarla dolduğunu görmeye başlarız. Sonra psikolojimiz değişip moralimiz yerle bir olduğunda etrafımızın morali bozuk insanlarla dolmaya başladığını gözlemleyebiliriz.
İnsanlarda farklı frekanslarda dalga boyları vardır. Bu nedenden her zaman kişileri istediğiniz gibi etkileyemezseniz. Çekiminize giren tüm kişiler sizinle aşağı yukarı aynı frekansta olup bir şekilde etkileşime girer. O yüzden isteklerinizi, duygularınızı zaman zaman değiştirerek farklı enerjilere yönlenirseniz hayatınızda değişik değişik olaylar yaşayabilirsiniz. Bu şekilde de hayatınıza heyecanlar sokabilirsiniz.
Mümkün olduğunca hayatınızda olumlu kalırsanız yaşanan dramaların sadece dizilerde kaldığını görüyor olursunuz.
Ali Umut Uyanık
Sevgide ve Işıkta Kalın.
Sonsuz Teşekkürlerimizle.
Evren Yasalarını Görmek için Tıklayın…
Kütle Çekimi ile “Çekim Yasası” Aynı Şey Değil
Bu ayrımı yapmak, konuyu zayıflatmaz — tam tersine, gerçekten işleyen kısmını görünür kılar. Fizikteki kütle çekimi, ölçülebilen ve denklemi olan bir doğa yasasıdır: iki kütle arasındaki çekim, kütlelerin çarpımıyla doğru, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır. Bu yasa uydu yörüngesi hesaplamakta kullanılır ve tahminleri tek tek doğrulanabilir.
Popüler literatürdeki “çekim yasası” ise bundan farklı bir iddiadır: düşüncelerin ve duyguların olayları doğrudan çektiği fikri. Bu iddianın kütle çekimiyle bir ilgisi yoktur; bir doğa yasası olarak gösterilmiş değildir ve bu şekilde ölçülmemiştir. İkisini aynı kelimeyle anmak yaygın bir benzetmedir — ama benzetme, kanıt yerine geçmez.
Bunu söylemek sayfadaki gözlemi çürütmüyor. Çünkü aynı gözlemin daha sağlam bir açıklaması var.
Gerçekten İşleyen Üç Mekanizma
“Neşeli olduğumda çevrem neşeli insanlarla doluyor, moralim bozulduğunda tersi oluyor” gözlemi doğrudur ve üç bilinen mekanizmayla açıklanır:
- Duygusal bulaşma. İnsanlar bulundukları ortamın ruh hâlinden etkilenir ve kendi hâlini de çevresine geçirir. Bu, psikolojide tanımlanmış bir olgudur ve gözlenebilir.
- Davranış değişikliği. İyi hissettiğinizde daha çok göz teması kurar, daha çok konuşur, daha çok davete gidersiniz. Kötü hissettiğinizde geri çekilirsiniz. Çevrenin değişmesi bir “çekim”den değil, sizin davranışınızın değişmesinden gelir.
- Seçici dikkat. Bir şeye odaklandığınızda onu daha çok fark edersiniz. Bir fırsatı aramaya başlayan kişi, daha önce yanından geçtiği fırsatları görür. Fırsat çoğalmaz; fark edilir hâle gelir.
Bu üç mekanizma, iddiayı doğaüstü bir yasaya bağlamadan aynı sonucu açıklar — ve daha güvenilirdir, çünkü üzerinde çalışılabilir. Yapılacak şey “doğru titreşimi tutmak” değil; davranışı değiştirmek ve dikkati yönlendirmek.
Bu Fikrin Zarar Verdiği Yer
Bu konuda net olmak gerekir. “Düşünceleriniz hayatınızı çeker” fikri sonuna kadar götürüldüğünde, başına kötü bir şey gelen kişiyi suçlayan bir yere varır: hastalığı, kazayı, işsizliği ya da bir kaybı kişinin “çektiği” bir şey saymak. Bu doğru değildir ve zarar verir — acı çeken kişiye teselli değil, ikinci bir yük bindirir.
Bir çocuğun hastalığı, bir depremde kaybedilen ev, bir istismar ya da bir ekonomik kriz kimsenin düşüncesinin sonucu değildir. Bu sayfada böyle bir yorum savunulmaz. Ayrıca bu fikir, gerekli bir tedaviyi ya da somut bir adımı geciktirmek için de kullanılmamalıdır.
Pratikte Ne Yapılır?
- Niyeti somutlaştırın. “Bolluk istiyorum” ölçülemez; “bu hafta üç yere başvuruyorum” ölçülebilir.
- Bir adım ekleyin. Her niyetin sonuna o hafta atılacak on dakikalık bir iş yazın.
- Dikkati yönlendirin. Aradığınız şeyi bilmek, onu fark etmenizi sağlar; bu, mekanizmanın gerçekten çalışan tarafıdır.
- Ölçün. Bir hafta sonra dönüp bakın: adımı attım mı, ne değişti? Ölçülmeyen niyet yıllarca tekrar edilebilir.
Sık Sorulan Sorular
1Çekim yasası bilimsel bir yasa mı?
2O zaman olumlu düşünmenin bir faydası yok mu?
3Başıma gelen kötü şeyi ben mi çektim?
Devamı: Kişisel gelişim · Spiritüel çalışmalar
Bu yazıdaki manevi yorumlar öneri ve tavsiye niteliğindedir. Sağlık, hukuk ve para konularında ilgili uzmanlara danışın.




Aynı sayıyı sen de mi görüyorsun, çalışma sana iyi geldi mi, aklına takılan bir soru mu var? Aşağıya bırak — okuyor ve cevaplıyoruz. Sorduğun soru başkalarına da yol gösteriyor.