Farketmeden bir çok durumda Direnç Yasası’nı tetiklediğinizi biliyor muydunuz?
Herhangi bir şeye odaklandığımızda onu yaşamımıza çekeriz. Peki onu tam istediğimiz gibi mi çekeriz yoksa bizi hayal kırıklığına uğratacak şekilde mi? Bilinç altımızı kontrol etmemiz o kadar kolay mı? Acaba mı sorusu dönmeye başladığında zihnimizde farketmeden “Direnç Yasası’nı” harekete geçirmiş oluruz. Direnç yasasından korunmak için onun çalışma prensibini doğru bir şekilde anlamak gerekir.
Bir ilişkiye başlamışsınızdır ve yüreğiniz pır pır ediyordur. Örneğin; arkadaşınız size sevgilin acaba seni senin kadar seviyor mu? dediği anda ister istemez şüpheler oluşmaya başlar. Bir kelime ile bilinç altınıza olumsuzluğu kodlamış olursunuz. Yani “direnç yasasını” tetiklemiş olursunuz. Böylelikle sizin içinizde endişeler, korkular bir çığ gibi büyümeye başlar. Bir şekilde ilişkiyi didiklemeye ve açık aramaya başlarsınız. Daha sonrada direnç yasası sizi ele geçirerek güzel bir ilişkiyi yıkıma çevirir.
Mantığınız olumluyla olumsuzu ayırabilir ama bilinç altınız iyiyi ya da kötüyü ayırt etmez. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevreniz direk veya dolaylı farketmeden sizi etkileyebilir. Bu nedenden karşıdaki kişi “seni senin kadar seviyor mu” demek yerine “sana olan sevgisi hakkında ne düşünüyorsun” diyerek olayı sizin insiyatifinize bırakmalıdır. Eğer ki ilişkide şüpheli bir durum varsa onu kendiniz çözümlemeniz daha sağlıklıdır.
Hayatımızda istediklerimizi değil istemediklerimizi düşünmeye devam edersek bu durum tekrar eder. Tekrar ettikçe istemediklerimizi yaşamımıza çekeriz. Bu nedenden aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizde arkadaşların söylemlerine hem de kendinizi onlara karşı söylediklerinize dikkat ederseniz ve olumlu kalırsanız tüm güzellikleri hayatınıza çekmeye başlarsınız.
Nasıl sürekli olumsuz konuşmak hayata olumsuzlukları çekerse olumlu konuşmakta aynı şekilde hayatınıza olumlulukları getirir.
Sevgide ve Işıkta Kalın.
Teşekkürlerimizle.
Not: Bilinçaltınızı değiştirmek için aşağıdaki olumlu sözleri lütfen her gün kendinize tekrar edin ya da yazın.
“Ben çok değerliyim, kendimi çok seviyorum, ben yaşamın tüm maddi ve manevi bolluğunu hak ediyorum, ben çok sağlıklıyım, ben an’da ve dengedeyim.” HUZUR VE ŞÜKÜR FREKANSINDAYIM.
“Direndiğin Şey Güçlenir” Cümlesinin Gerçek Karşılığı
Bu ifadenin arkasında doğrulanmış bir mekanizma var ve adı bellidir: düşünce bastırmanın geri tepmesi. Bir şeyi düşünmemeye çalışmak, onun sıklığını artırır. Bu, üzerinde defalarca çalışılmış ve tekrarlanmış bir bulgudur; klasik deneyde katılımcılardan “beyaz ayıyı düşünme” denmesi, beyaz ayı düşüncesini serbest bırakılanlara göre daha sık hâle getirir.
Aynı şey duygular ve durumlar için de geçerlidir. Kaygıdan kaçınan kişide kaygı büyür, çünkü her kaçınma o alanı bir sonraki seferde daha korkutucu yapar. Bir konuşmayı ertelemek o konuşmayı ağırlaştırır. Bir belirtiyi görmezden gelmek, onunla ilgili korkuyu büyütür. Yani “direnç” burada mistik bir kuvvet değil; kaçınmanın kendi kendini besleyen doğasıdır.
Direnmek ile Karşı Koymak Farklı Şeyler
Bu ayrım olmadan cümle tehlikeli hâle gelir. Kastedilen şey, gerçeği kabul etmemektir — olanı yok saymak, hissetmemeye çalışmak, “bana olmuyor” demek. Kastedilmeyen şey ise haksızlığa karşı durmaktır. Bir zarara karşı çıkmak, sınır koymak ya da hakkını aramak “direnç” değildir ve bırakılması gereken bir şey değildir.
Kısaca: duyguya direnmek onu büyütür; duruma karşı durmak ise gerekli olabilir. İkisini karıştırmak, kişinin katlanmaması gereken bir şeye “kabullen” demesine yol açar.
Kabul Etmek Ne Demek, Ne Demek Değil?
- Demek olan: “Şu anda bu duyguyu yaşıyorum ve onunla savaşmayı bırakıyorum.”
- Demek olmayan: “Bu durum iyi”, “değişmesini istemiyorum”, “hiçbir şey yapmayacağım.”
Kabul, eylemsizlik değildir. Tersine: duyguyla boğuşmayı bırakan kişide, duruma yönelik somut adım için daha fazla kapasite kalır.
Üç Adımlık Uygulama
- Adını koyun. “Şu an kaygılıyım.” Duyguyu adlandırmak, yoğunluğunu ölçülebilir biçimde düşürür.
- Yer açın. İki dakika, bir şey yapmadan o duyguyla kalın. Bedende nerede olduğunu bulun. Kaçmak yerine bakmak, geri tepmeyi ortadan kaldırır.
- Bir adım seçin. Duygu dururken bile atılabilecek bir şey. Duygunun geçmesini beklemek, çoğu zaman süresiz bir erteleme olur.
Kaçınmayı Kırmanın Yolu: Kademeli Yaklaşma
Bir alandan kaçınıyorsanız — bir ortam, bir konuşma, bir görev — çözüm bir anda üstüne gitmek değil, basamakları küçültmektir. En kolay basamaktan başlayıp yukarı çıkmak, kaygı çalışmalarının en iyi bilinen yaklaşımlarından biridir ve tam olarak bu “direnç” fikrinin pratik hâlidir.
Bir Sınır
Bu ilke, süregelen bir zararı kabullenmek için kullanılmamalıdır. Şiddet, taciz, mali baskı ya da istismar karşısında yapılacak şey “direnci bırakmak” değil, güvenliği sağlamak ve gerekiyorsa destek almaktır. Aynı şekilde bir sağlık belirtisini “direnmeyeyim” diyerek ertelemek zarar verir.
Sık Sorulan Sorular
Devamı: Kişisel gelişim · Spiritüel çalışmalar
Bu yazıdaki manevi yorumlar öneri ve tavsiye niteliğindedir. Sağlık, hukuk ve para konularında ilgili uzmanlara danışın.

Aynı sayıyı sen de mi görüyorsun, çalışma sana iyi geldi mi, aklına takılan bir soru mu var? Aşağıya bırak — okuyor ve cevaplıyoruz. Sorduğun soru başkalarına da yol gösteriyor.