…içimdeki ÖZ…
Çok beğendiğim aşağıdaki sözü sizlerle paylaşmak istedim. Eminim bu sözden sonra sizlerde hep kendinize bu soruyu soruyor olacaksınız. içimdeki öz…
İçimizdeki Tanrısallıkla hareket edebilmek için, sadece kendimize içsel olarak şöyle sormamız gerekir. Eğer içimdeki şefkatli ve her şeyi bilen bir ÖZ bana şu anda yol gösteriyor olsaydı, bu durumda ne yapardım?
Dan MİLLMAN
Sizlerle bu konu hakkında bir kaç yorumumuzu paylaşmak istiyoruz. Her şeyi bilen ve şefkatli özümüz bize her zaman güzelliği gösterir. Şefkat koşulsuz sevgiyi açan anahtardır. Yüce Allah’ın bir parçasının hepimizin içinde olduğunu bilmektir. Bu sebepten huzuru yakalamak için koşulsuz sevgiyi her zaman içinizde hissedin ona sarılın ve içinizdeki ÖZ ışığınızı çevrenize yayın.
Sevgide ve Işıkta Kalın.
Teşekkürlerimizle
içimdeki Öz
- Fark et: Konunun sizin hayatınızdaki karşılığını tek cümleyle yazın.
- Küçült: Bu hafta atabileceğiniz en küçük adımı belirleyin — 10 dakikayı geçmesin.
- Zamanla: Adımı takviminizde belirli bir güne ve saate yazın.
- Ölç: Hafta sonunda yaptınız mı, ne değişti, kısaca not edin.
- Ayarla: Zor geldiyse adımı yarıya indirin; kolay geldiyse biraz büyütün.
Sık yapılan hata
Her şeyi aynı anda değiştirmeye çalışmak. Tek bir alışkanlıkta 3-4 hafta istikrar, aynı anda başlanan beş değişiklikten daha çok fark yaratır.
Kaygı, uykusuzluk, uzun süren isteksizlik ya da günlük hayatı zorlaştıran bir durum varsa kişisel gelişim içeriği yeterli değildir; bir psikolog veya hekimle görüşmek doğru adımdır.
Devamı: Kişisel gelişim yazıları · Olumlamalar · Evren yasaları
Sorunun Neden İşe Yaradığı
Dan Millman’ın cümlesi (“içimdeki şefkatli ve her şeyi bilen bir öz bana yol gösteriyor olsaydı ne yapardım?”) bir inanç iddiası olarak değil, bir bakış açısı değiştirme aracı olarak da okunabilir. İşe yaramasının nedeni basit: soru, kişiyi kendi telaşının içinden çıkarıp bir mesafeye taşır. Aynı işi gören başka biçimleri de vardır — “on yıl sonra bu karara ne derdim?”, “en sevdiğim insan bu durumda bana ne söylerdi?”, “sevdiğim biri bu durumda olsa ona ne söylerdim?”
Bu son biçim özellikle güçlüdür. İnsanlar kendilerine verdikleri tavsiyeyi genellikle bir başkasına vermezler: kendine sert, başkasına anlayışlıdır. Soruyu başkası üzerinden kurmak, bu çifte standardı görünür kılar.
Soruyu Kullanmanın Yolu
- Konuyu tek cümleyle yazın. Soru, belirsiz bir sıkıntıya sorulduğunda belirsiz bir cevap verir.
- Soruyu sorun ve ilk gelen cevabı yazın. Düzeltmeden, mantığını sınamadan.
- Cevabın içindeki tek eylemi işaretleyin. Genellikle cevabın içinde bir fiil vardır: konuş, bırak, bekle, sor, söyle.
- O eylemi bugüne indirin. “Konuş” ise kiminle ve hangi saatte?
Bu Yöntemin Sınırı
İçsel bir soruya gelen cevap her zaman güvenilir değildir — korku, öfke ya da yorgunluk anında gelen “içsel ses” çoğu zaman bunlardan biridir. Ayırt etmek için pratik bir ölçü var: gerçekten şefkatli bir yerden gelen cevap acele ettirmez ve kimseyi küçültmez. Cevap sizi telaşlandırıyor, birini cezalandırmaya yönlendiriyor ya da hemen bir karar vermeye zorluyorsa, muhtemelen kaynağı korkudur; bu durumda kararı ertelemek doğru olur.
Ayrıca sağlık, hukuk ve para konularında içsel bir cevap uzman görüşünün yerine geçmez. Bu tür konularda soru, kararın duygusal tarafını netleştirir; bilgi tarafını değil.
Bugün İçin Bir Uygulama
Bugün sizi meşgul eden bir konuyu yazın ve iki soruyu birlikte sorun: “Şefkatli bir öz bana ne derdi?” ve “Aynı durumda sevdiğim birine ne derdim?” İki cevap farklı çıkıyorsa, aradaki fark üzerinde çalışılacak yerdir.
Sık Sorulan Sorular
1İçimden gelen sesi nasıl ayırt ederim?
2Bu soruya cevap alamıyorum, ne yapmalıyım?
3Önemli bir karar için bu yöntem yeterli mi?
Bu yazıdaki manevi yorumlar öneri ve tavsiye niteliğindedir. Sağlık, hukuk ve para konularında ilgili uzmanlara danışın.




Aynı sayıyı sen de mi görüyorsun, çalışma sana iyi geldi mi, aklına takılan bir soru mu var? Aşağıya bırak — okuyor ve cevaplıyoruz. Sorduğun soru başkalarına da yol gösteriyor.