Sevmek ve Sevilmek
İnsan olarak farkında olalım ya da olmayalım. Herkesin yaşam içinde en büyük arzularından biri sevilmektir. Hepimiz bu kadar sevilmek isterken neler oluyor da sevgi konusunda sorunlar yaşayan bir topluma dönüşüyoruz?
Genelde aslında kimi en çok sevmemiz gerektiğini bilemediğimiz için ilişkiler konusunda sorun yaşamaya başlıyoruz. Peki, kimi sevmeliyiz? En çok değer vermemiz ve sevmemiz gereken insan yaşamda hep geri plana attığımız; merkez de olması gerekirken nerede olduğu belli olmayan kendi benliğimiz.
Yaşam içinde her şey içten dışa doğru genişlemeye başlar. Sevginin ilk adımı kişinin ben dediği kendi varlığını sevmesi ile sağlıklı hale dönüşmeye başlar. Yaşam her konuda bizim dengede olmamız için yaşamımıza deneyimleri getirir. Kendimizi sevmek egoistçe her şey benim istediğim gibi olsun demek değildir. Kendimizi sevmek, yaratılmış olan her insan ve her canlının bizim kadar değerli olduğunu bilerek önce sevgi ile kendini beslemek sonrasında da herkesle bu duyguyu paylaşmak demektir.
Yaratan bizleri yaratırken tüm hücrelerimize o sevgi enerjisini de koydu. Yaşam oyunundaki her şey gibi biz tüm hücrelerimizin sevgi ile titreştiğini unuttuk. Artık hatırlayalım ve herkese bunu hatırlatalım. Bizler özünde sevgi olan varlıklarız. İçimizdeki sevgiyi çıkaralım ki; sevmeyi ve sevilmeyi bilen bireylerden oluşmuş bir topluma dönüşelim.
Bu yazıyı okuduktan sonra kendinizle sohbet edin ve kendinizi ne kadar sevdiğinizi sorun. Dürüstçe bu cevabın içinizden çıkmasına izin verin. Sonra kendinizi sevmenize engel olan özelliklerinizi sıralayın. Bu özelliklerinizi değiştirmeniz mümkün. İlk yapmanız gereken kendi varlığınızı olduğu gibi kabul etmek olmalı. Yaptığınız ya da yapamadığınız her ne varsa onlara rağmen kendinizi kabul edin. Kabul etmek dönüşümün anahtarıdır. Siz kendinizi sevmezken bir başkasının sizi sevmesini beklemek ne kadar olabilir bir istek olur kendinize tekrar bunu da sorun. Kendinizi sevmenize engel olan her şeyin şifalanmasına niyet edin. Bu niyetle birlikte her sabah uyanıp aynaya baktığınızda “seni seviyorum” deyin. İlk söylediğiniz zamanlarda saçma gelse bile sonrasında bu söylem eğlenceli bir hale dönüşecektir. Kendinizi sevmeye başlayarak ilişkilerinizi sağlıklı hale dönüştürebilirsiniz.
Sevginin içinizde açığa çıkmasına izin verin.
Yasemin Derya Metin
Sevilmeyi Beklemek ile Sevgiyi Kurmak Arasındaki Fark
Bu konuda en çok yorulan kişiler, sevgiyi bir karşılık olarak bekleyenler. Beklenti şöyle kurulur: yeterince iyi olursam, yeterince yardım edersem, yeterince uyumlu olursam sevilirim. Bu kurulum iki sorun üretir — birincisi kişiyi sürekli sınavda tutar, ikincisi gelen sevgiyi de “hak edilmiş bir ödül” hâline getirir, yani güvensiz kılar.
Daha taşınabilir bir kurulum var: sevgiyi bir duygu olarak değil, tekrarlanan davranışlar olarak ele almak. Kim kimi arıyor, kim kimi hatırlıyor, kim zor günde yanında duruyor. Davranışa bakmak hem daha adil hem daha ölçülebilir — ve bir ilişkinin gerçekten işlediğini ya da işlemediğini bu gösterir.
Sevgi ile Bağlanmayı Ayırmak
| Sevgi | Bağımlılığa dönüşmüş hâli |
|---|---|
| Yanında iyi hissederim | Yanında olmadığında panik yaşarım |
| Kendim olarak kalabilirim | Kendimi küçülterek yerimi korurum |
| Fikrimi söyleyebilirim | Tepkisinden korktuğum için susarım |
| Hayatım başka alanlarda da sürüyor | Her şey bu ilişkinin etrafında döndü |
| Ayrılık acıtır ama yıkmaz | Ayrılık düşüncesi hayatı anlamsız kılar |
Sağdaki sütunda birkaç satır birden tanıdık geldiyse bu bir karakter kusuru değil; genellikle erken dönemde öğrenilmiş bir bağlanma biçimidir ve üzerinde çalışılabilir. Bir uzmanla konuşmak bu alanda en çok fark yaratan adımlardan biri.
Kendini Sevmek: Cümleyle Değil, Kanıtla
“Kendini sevmek” ifadesi tekrar edildikçe anlamını yitiriyor. Somut karşılığı dört şey:
- Tutulan söz. Kendinize verdiğiniz küçük sözü tutmak. Değer hissi cümleyle değil, biriken kanıtla büyür.
- Bir sınır. Bir isteğe “bugün olmaz” demek. Sınır, kendinize ayırdığınız alanın ölçüsüdür.
- Beden bakımı. Uyku saatini sabitlemek, yemeği atlamamak, hareket etmek.
- İç konuşma. “Ben berbatım” yerine “bu iş kötü gitti”. Olayı kimlikten ayırmak suçluluğu küçültür.
Bunların hiçbiri duygu gerektirmiyor — davranış gerektiriyor. Önce hissedip sonra davranmayı beklemek, çoğu zaman sonsuza kadar bekletir.
Sevgi Adı Altında Kabul Edilmemesi Gerekenler
Bu bölüm önemli. Sevgi korkutmayı, aşağılamayı, kontrol etmeyi ve zarar vermeyi içermez. “Kıskandığı için yapıyor”, “seviyor ama öfkesini tutamıyor”, “ben olmasam kimse onu anlamaz” gibi cümleler şiddetin en yaygın kılıflarıdır. Bir ilişkide fiziksel zarar, tehdit, eşya kırma, paraya veya telefona el koyma, sürekli aşağılama varsa bu bir iletişim sorunu değildir. Böyle bir durumda Alo 183 Sosyal Destek Hattı aranabilir; acil durumda 112; kadınlar için Emniyet’in KADES uygulaması ihbarı tek dokunuşla iletir.
Sık Sorulan Sorular
Kendimi sevmeden sevilemez miyim?
Bu yaygın cümle olduğundan daha katı. İnsanlar kendilerini sevmedikleri dönemlerde de sevilir ve sevilmeyi hak eder. Kendine değer vermenin etkisi şurada görünür: neyi kabul edip neyi kabul etmeyeceğinizi belirler. Yani sevilmenin önkoşulu değil, ilişkinin niteliğini etkileyen bir şey.
Karşılıksız sevmek erdem mi?
Bir süre için taşınabilir, kalıcı olduğunda yorar ve küskünlük üretir. Sürekli veren taraf olmak bir erdem değil, genellikle bir dengesizliğin göstergesi. Ölçüt basit: bu ilişki sizi yarın daha rahat mı bırakıyor, daha yorgun mu?
Sevgi zamanla azalır mı?
İlk dönemin yoğunluğu azalır; bu beklenen bir şey ve sevginin bitmesi anlamına gelmez. Uzun ilişkilerde belirleyici olan duygunun şiddeti değil, tekrarlanan küçük davranışlar: sorulan soru, hatırlanan ayrıntı, zor günde yanında durmak. Azalan şey genellikle sevgi değil, bu davranışların sıklığıdır — ve bu geri getirilebilir.
Bu yazıdaki manevi yorumlar öneri ve tavsiye niteliğindedir. Sağlık, hukuk ve para konularında ilgili uzmanlara danışın.




Aynı sayıyı sen de mi görüyorsun, çalışma sana iyi geldi mi, aklına takılan bir soru mu var? Aşağıya bırak — okuyor ve cevaplıyoruz. Sorduğun soru başkalarına da yol gösteriyor.