Denge

0 1.328

Dışarıdan bakıldığında sadece beden olarak algılanmamıza rağmen. Aslında en basit hali ile ruh, zihin ve beden olarak üçlü bir bütünüz.

Sağlıklı, dengeli ve bağımsız bir birey olmak için bu üçlü yapımızı bilmeli ve onları anlamalıyız. Yaşadığım toplum Türk toplumu olduğu için kendi gözlemlerimi bizim toplumumuz için yapıyorum. Toplumumuzdaki çoğu birey kendini tanımıyor. Kendini tanımadan başka insanlarla ilgili zanları mevcut. Bu da bireyler olarak bizi birbirimizden uzaklaştırmaya başlıyor.

Yıllarca okuduğum kitaplarda kişilik özelliklerinden beğenmediğim bende olan ancak kabul etmediğim yönler var olduğunu kendimle yüzleşme cesaretini buldukça fark etmeye başlıyordum. Ne olduğumuz önemli değil. Önemli olan ne olmak istiyoruz. Bu ne olmak isteği tek yönlü bir cevap içermemeli. Yukarıda söylediğim gibi biz üçlü bir yapıdayız. Bu üçlü yapı gereği olmayı istediğimiz biz her birinin dengesinde olabilmeli. Günümüzün en çok rastlanan sorunu maddiyat olduğu için zengin olmayı isteyen kişi sadece para sahibi olmak isterse bu durum onu dengeden çıkaracaktır. Ruh için manevi zenginlik, zihin için maddi zenginlik ve beden için de sağlık zenginliği istenildiği takdir de kendi varlığımıza hizmet ederiz. Dönüşümümüz bir başkasının dönüşümünü kopyalamak olmamalı. Her birimiz eşsiz bu nedenle kendi dönüşümümüz kendimize özgü olmalı. Bu dönüşümde kendimize karşı dürüst olmalıyız. Kendimize ne kadar dürüst olursak o kadar çabuk dönüşüm sağlayabiliriz.

Bizler gerçekten bağımsız bireyler miyiz yoksa çoğunluğumuz yaş almış çocuklar mıyız? Bu soruya cevap verirken kişinin iş, aile ya da kariyer durumuna göre cevap vermek doğru olmayacaktır. Bu saydıklarıma sahip olunması sadece toplumsal çerçevedeki birey tanımına uydurmak için çoğu insanın otomatik olarak yarı bilinçli yapmış olduğu eylemler. Bir zamanlar ben de toplumun yaşam planında çizmiş olduğu yolda ilerliyordum. İş hayatında da yönetici pozisyonunda da çalıştım. Bunlara saip olmama rağmen kendi içsel dengemde bir sorun vardı. Kitaplarla okuduğum kişisel gelişim ve psikoloji bilgilerini eğitimlerle tamamlama sürecine girdim. Aldığım eğitimlerden sonra kendimi gözlemliyordum. Kimya mühendisi olarak çalıştığım için deney yapmayı çok seviyordum. Yeni deney konum Yasemin’di. Her öğrendiğimi kendime uyguladım. Uyguladıkça içsel dengeye gelmeye başladım, fiziksel olarak da daha sağlıklı hale geliyordum. Benim en son fark ettiğim durumum bağımsız bir birey olmadığımdı. Dışarıdan bakıldığında yine oldukça bağımsız bir bireydim. Yaşam da bir şeyler zorladıkça bunun nedenini bulabilmek için çalışmalar yapıyordum. Bu çalışmalar esnasında fark ettim ki ben hala çocuktum. Anne ve babamın otuz yedi yaşında minik kızıydım. Bağımsız olmak dünyasal yaşamda anne ve babayla ya da aile bireyleri ile bağları koparmak onlardan ayrı yaşamak değil elbette. Birey önce ruhsal ve dünyasal olarak kendi yaşam sorumluluğunu alır, bu sorumluluk beraberinde kendi özdeğerini, özsevgisini ve özsaygısını kendine vererek kendini büyütmeyi getirir. Toplumun dayatmaları ile oluşturduğu yaşamı, yaşamak yerine kendi ruhsal planının gerekliliğini yerine getirecek yaşamı oluşturmaya başlar. Bu yaşamı kurarken ilk başta kendi özdisiplinin oldukça sağlam olması gerekir. Toplum kendi kuralları dışında yaşamak isteyecek özgür ve mutlu bireylerin varlığından pek hoşnut olmayacaktır. Bu nedenle sizi bu yoldan geri döndürmek adına size çeşit çeşit senaryolar sunacaktır. Kişi cesaret ve kararlılık kişi ile yoluna devam ettiğinde ulaşacağı yerde yaşam onun için çok daha farklı hale gelecektir.

Yeni yaşamı kurarken dikkatli olmanız gereken tuzaklardan biri de kişisel gelişim tuzaklarıdır. Çekim yasası elbette çok güzel bir prensiptir. Ancak evrende her şey alma verme dengesi üzerine kurulmuştur. Vermeden, bedel ödemeden bir şeylere sahip olamazsınız. Alma verme dengesi içinde ve kendi ruhsal arınmanızdan geçerek çekim yasası ile hayatınızda istediklerinizi tezahür ettirirsiniz. Her kitap ve her yazı kişinin kendi deneyimleri ve algısı ile ortaya çıkar. Ancak evrensel potansiyeller sonsuzdur. Bir bilgi kesin doğrudur diye o öğretinin peşinden gidip diğer potansiyelleri hayatınızdan uzak tutmayın. Okuduğunuz her bilgi var oluştaki bilginin bir parçasıdır. Tıpkı puzzle parçası gibidir.

Kendimizle cesurca yüzleşeceğimiz güzel günlere doğru artık yol alma zamanımız sizce de gelmedi mi?

Yasemin Derya Metin

Sevgi ve ışık paylaştıkça çoğalır. Lütfen sevdiklerinizle yazılarımızı paylaşın. Sevgide ve Işıkta Kalın…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: İçerik Korunuyor!