İkiyi Bir Etmek

İkiyi Bir Etmek

0 2.033

İkiyi Bir Etmek

İnsanların çoğu bir çabanın içinde hep bir şeylere sahip olmak için daha çok çalışıyorlar. Peki, biz bu dünyaya sadece sahip olmak için mi geldik? Yoksa sahip olma arzusu bizi bir yere taşıyacak araçlardan sadece biri mi?

Bizler madde aleminden özgürleşip mana alemi ile yeniden buluşmak için bu dünyada var olmayı seçtik.

Ruhumuz daha doğmadan yukarıdaki planı gerçekleştirmek için kendine bir yaşam senaryosu oluşturur. Bu yaşam senaryosu çeşitli derslerden oluşur. Sevgi, şefkat affetmek gibi. Bu dersleri birlikte öğreneceği öğretmen ve sınıf arkadaşlarını kendine seçer. Bu ruhlarla kendi yaşam planını paylaşır onlarla anlaşır. Özellikle aile bireyleri ruhun özgürleşme sürecinde onun en önemli öğretmenleridir. Ruhsal planlar tamamlandıktan sonra dünyada var olmanın gerekliliklerinden biri olan unutma perdesi ile ruh yapmış olduğu planların hepsini unutur.

Dünyada bu planları hatırlamanın bir başka gerekliliği de zıtlıklarla öğrenmedir. Düalite denilen bu öğrenme şeklinde kişi aydınlığı bilmek için karanlığı bilmelidir.

Ruhun madde boyutunda yaşacak uygun donanıma sahip olması gerekir bunun içinde bir bedende doğar. Bu bedenin içinde, kendi düalitesi de bulunur. Ruh ve ego yaşam süresi boyunca insanla hep var olacaktır.

Doğum süreci başlar. Doğar, ailesinden istediği ruhsal öğretilerin hepsi ailesi tarafından yerine getirilir. Ancak ne çocuk ne de aile bireyleri bu yaptıklarını neden yaptıklarını bilmezler. Kendi kişiliklerinden dolayı bunu yaptıklarını zannederler. Sadece ruh katında verilen sözler yerine getiriliyordur. Bebeklik, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik döneminde yaşamına giren insanlar kimi ana dersleri öğrenebilmesi kimi de seçmeli dersleri öğrenmesi için kişinin hayatında birlikte olurlar. Kimi o dersi öğrenene kadar bir ömür onunla olacak; kimi ise birey için çok önemli olsa bile hayatında kısa bir süre olacaktır.

Dünyasal olarak sahiplenme arzusu egonun isteğidir. Ego madde boyutundaki her şeye sahip olmak isteği nedeniyle hep daha fazlasına sahip olmak ister. Ego dünyasal sahiplenmeye odaklandıkça beden içinde hacmini de arttırmaya ruhu sıkıştırmaya başlar. Ruh, kendi ruhsal planında yapmış olduğu planlar yaşam içinde gerçekleşiyorsa bu genişlemeden herhangi bir rahatsızlık duymaz. Ancak ruhun planından sapmalar gerçekleşiyorsa tamamen maddeye tutunmaya başlıyorsa bu defa ruh kendi var oluş amacını egoya hatırlatmak adına yaşama çeşitli senaryolar çağırır. İş sahibi olan biri kendi özü olan ruhundan uzaklaşarak sadece para kazanma hırsına kapılıyorsa ruh bu durumu ortadan kaldırmak için iflas senaryosunu gerçekleştirebilir. Maddi olarak sahip oldukları kişinin elinden alınır.

Ruh, bireyin konforlu yaşayıp yaşamamasına değil; yapmış olduğu ruhsal planları gerçekleştirmesini önemser. Ego madde aleminde dengede olduğunda ruhun sesini ve ruhun planlarını anlamaya başlar. Bizi Yaratan ihtiyacımız olan her şeyi bize, biz istedikçe verir. Ruhumuzla egomuzu bir ettiğimiz zaman ihtiyacımız olanı bilir ve o zaman doğru istekte bulunuruz. Yaratan’ın kaynağı sonsuz sınırsızdır. Yaratan’ın sonsuz olan bu kaynağına biz ancak ruhla bağlanabiliriz.

Dünyada ruhumuz rehberimiz, egomuz öğretmenimiz bedenimiz de aracımızdır.

Yasemin Derya Metin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerik Korunuyor!